Get your own LED Scroller!

6/1/2009 · Kategori: Ilgin_ Hayvanlar

DENİZATI




-Denizatları da en sevdiğim hayvanlardan bir diğeridir. Bu eşsiz hayvanı hep birlikte tanıyalım şimdi.-

       Tüm dünyada ılıman ve tropikal sularda yaşayan denizatlarının, boyutları 16 mm. ile 35 cm. arasında değişen yaklaşık 35 türü bulunur. Günümüzde sayıları hızla azaldığından nesilleri koruma altına alınmıştır.
       Denizatının başı, vücuduna dik açı ile yerleştirilmiştir. Başka hiçbir balıkta bu özelliğin bir eşine rastlamak mümkün değildir. Denizatları vücutları dik olarak yüzer, başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilirler. Ancak başlarını iki yanlarına doğru hareket ettiremezler. Bu özellik diğer canlılarda olsa görme açısından problem oluşturabilirdi. Ancak denizatlarının sahip oldukları özel vücut tasarımı sayesinde böyle bir problem hiç yaşanmaz. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız, her yöne serbestçe hareket edebilecek ve dönerek her tarafı rahatlıkla seyredebilecek şekilde yaratılmıştır. Bu yüzden kafalarını iki yana çeviremeseler de etraflarını rahatlıkla görebilirler.
       Denizatlarının avlarını yutmakta kullandığı uzun bir burnu vardır. Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında gitmektedir. Denizatının uzun, kavrayıcı kuyruğu vardır, bu sayede deniz yosunu gibi desteklere sarılarak akım tarafından sürüklenmesini engeller.
       Denizde dikine doğru yüzen ve yüzme konusunda pek becerikli olamayan denizatları, bu yüzden; genelde kıyı şeridinde yosunların ve diğer bitkilerin arasında yaşarlar. Denizatları ilginç bir biyolojik yapıya sahiptir: Yiyecek kaynaklarındaki geçici azalmalara ve deniz sıcaklığındaki değişimlere bedenleri kolay uyum sağlar. Denizatları küçük karides ve diğer kabuklularla beslenir. Ancak denizatları mideleri olmadığı için yiyecek depolayamazlar ve neredeyse durmadan yemek zorunda kalırlar.
       Denizatlarının yüzmeleri de çok özel bir sistem sayesinde gerçekleşir. Yüzme keselerinde bulunan bir tür gazın miktarında gereken değişiklikleri yaparak suda rahatlıkla yükselip alçalırlar. Denizatı, eğer bu kesesi zarar görürse ve az miktar da olsa gaz kaybederse denizin dibine batar. Bu durum ise denizatı için ölüm demektir.
       Bu canlıların en şaşırtıcı yönü ise erkekleri hamile kalan tek canlı grubu olmaları ve erkek denizatının doğum yapmasıdır. Erkek denizatı karnının alt kısmında, geniş bir keseye ve bunun üzerinde de yarığa benzer bir açıklığa sahiptir. Dişi, yumurtalarını doğrudan bu keseye yerleştirir. Erkek ise burada biriken yumurtaları döller. Dişi bir denizatı, erkeğinin kesesine bir defada 1500 yumurta bırakabilir. Ayrıca önemli bir nokta da; çiftleşmenin başarılı olması için ikisinin de aynı boyda olmasının gerektiği... Aksi halde yumurtalar dışarıya dağılabilir. Türlerine göre denizatlarının hamilelik süresi 10 gün ile 6 hafta arasında değişmektedir.
       Denizatları genellikle tek eşlidir. Yani hayatları boyunca sadece tek bir eşle beraber olurlar. Birbirlerine bağlılıkları ile balıklar arasında tek eşli olarak bilinen tek örnektirler.
       Denizatları dünyada çok yaygın olmalarına karşın hiçbir bölgede çok sayıda bulunmuyor. Dünya Koruma Birliği deniz atlarını ve ailesini tehlike altında olarak tanımlıyor. Çin, Endonezya ve Filipinler’de yılda yetiştirilen milyonlarca deniz atı, cinsel iktidarsızlıktan solunum yetmezliklerine kadar bir çok hastalığın geleneksel tedavisinde kullanılıyor. Ve her yıl 20 milyon denizatı bu amaçla yakalanıp satılıyor. Bunlarla birlikte hava kirliliği, kıyı seviyesinin yükseklik değişimi ve zarar verici avlanma yöntemleri, deniz atlarının yaşadıkları ve çiftleştikleri sığ kıyı sularındaki mercan kayalıklarını ve deniz yosunlarını yok ediyor.
       Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan değişik türleri olan denizatları, akvaryum tutkunlarının vazgeçemediği canlı türlerinden. Kanada, Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde denizatları akvaryumda beslemek ve süs eşyası olarak kullanmak için aranıyor. Fakat bilim adamları, denizatlarının akvaryumlarda yaşayamadığını belirtiyor. Akvaryumda yaşamaları için uygun ortamın yaratılması neredeyse imkânsız olduğundan, ömürleri çok kısa oluyor. Bu narin yaratıkları, vücut yapıları parazit, bakteri ve mantarlara karşı oldukça dayanıksız olduğu için kolayca hastalanıyorlar.
       Bilim adamlarının uyarılarına rağmen yapılan araştırmalar, denizatı nüfusunda ciddi bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Eğer çok sıkı tedbirler alınmazsa, ne yazık ki nesillerinin tükenebileceği bildiriliyor.


Kaynaklar :  İnternet

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

3/11/2008 · Kategori: Ilgin_ Hayvanlar

KOALA

                   

-
Koalalar en sevdiğim hayvanlardan bir tanesidir. İlk olarak bu ilginç hayvanın tanıtımını yayınlıyorum.-


     Koalalar; anavatanı Avustralya olan otçul-memeli ve keseli bir hayvandır. Yavru bir ayıyı andıran sevimli görünüşleriyle koalalar, uykucu ve tembel olarak bilinirler (günde yaklaşık 18 saat uyurlar) ve vücutlarından çok kötü bir koku yayılır. Bu kokunun sebebi koalaların ana besini olan -hatta tek besinleri bile diyebiliriz-
Okaliptüs ağacının yaprağıdır.
       Koalaların vücut yapıları bulundukları çevrede ihtiyaçlarını üst düzeyde karşılayacak niteliktedir. Pençeleri ağaçların yumuşak ve düzgün gövdelerine çengel gibi saplanabilen koalaların, dört ayağı da, tıpkı bizim bir sopayı kavramamız gibi ağaç dallarını rahatlıkla kavrayabilir ve dallara sarılarak koalanın tırmanmasını sağlar.
       Bu canlılar, yaşamlarının büyük bir bölümünü okaliptüs ağaçlarının üzerinde geçirirler. Okaliptüs ağacı, koalalar için hem ideal bir korunak hem de gıda ve ilaç kaynağıdır. Okaliptüs yaprakları bir dizi tıbbi etkiye sahiptir. Yaprakları eterik yağ içerir. Bu yağ, birçok hayvan için öldürücü nitelik taşıyan kimyasallardan oluşur. Yani zehirlidir. Buna karşın koalanın karaciğeri, bu maddenin zehirini etkisiz hale getirecek özel bir sisteme sahiptir. Bu nedenle koalalar, diğer canlılardan farklı olarak bu zararlı bitkiyi rahatlıkla besin olarak kullanabilmektedirler.
       Koala, vücut sıcaklığının düzenlenmesini de okaliptüs yaprakları sayesinde yapar. Okaliptüs yapraklarının barındırdığı kimyasal maddeler, ağaçtan ağaca değişmektedir. Koala tıbbi eğitim almışçasına ağaçtaki yüzlerce yaprağın içinden kendisi için tam gerekli olanları seçer. Örneğin vücut sıcaklığı düşükse, yani üşüyorsa o zaman "phellandren" yağı içeren yaprakları yiyerek ısınır. Bunun tersi bir durumda ise, yani ateşi varsa, "cineol" içeriği yüksek yaprakları çiğneyerek vücudunun serinlemesini sağlar. Bunların yanı sıra okaliptüs yapraklarında bulunan diğer yağlar da hayvanın kan basıncını düşürür ve kaslarının dinlenmesine neden olur.
       Ayrıca koalalar çok nadir olarak su içerler. İhtiyaçları olan suyun büyük bir kısmını da okaliptüs yapraklarını yiyerek alırlar. Yılın belli zamanlarında okaliptüs yapraklarının üçte ikisi su taşır. Bu yüzden bir koala sadece yaprakları yiyerek, aylarca su içmeden yaşayabilir.
       Dişi koala, iki yılda tek bir yavru doğurur ve onu kanguru gibi kesesinde taşır. Yavru ilk aylarda annesinin kesesinden çıkmaz ve daha sonra 1 yaşına kadar annesinin sırtında yaşar. Tabii annesi de okaliptüs ağacının üzerinden başka yerde değildir. Koalaların bu ağacın üzerinde yaşamalarının nedeni, onun yapraklarını yiyerek beslenmeleridir. Yapraklarının lezzetinden başka bu hayvanların okaliptüs ağacından çok az inmelerinin bir nedeni de yerde yürürken çok zorlanmalarıdır.
       Koalalar hakkındaki önemli bir ayrıntı da; tıpkı insanlar gibi parmak izine sahip olmalarıdır. İnsanlarda olduğu gibi koalalarda da her koalanın parmak izi farklıdır. Ve insan parmak izinden ayırt etmek oldukça zordur.



Kaynaklar :
1. http://www.harunyahya.org/bilim/dogadaki_muhendislik/muhendislik2.html
2. http://www.harunyahya.org/cocuklar/hayvanlar_alemi/hayvanlaralemi4.html
3. http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/7526
4. http://tr.wikipedia.org/wiki/Koala

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

3/11/2008 · Kategori: Ilgin_ Hayvanlar

GİRİŞ

     Hayvanlar da bizler gibi bu dünyanın misafirlerindendir. Onlar da bizimle aynı dünyayı paylaşıyorlar ve onların da bu dünyada yaşamaya hakları vardır. Hür iradesi ve emsalsiz zekasıyla insanlar olarak, onları gerektiği şekilde korumak da bizlerin görevidir.

       Değerli okur;
bu kategoride bazı bildiğimiz sıradan hayvanların pek bilinmeyen yönlerine ve de çoğunlukla hakkında hiç ya da çok az bilgi sahibi olduğumuz hayvanlardan bahsedilecektir. Böylelikle hem daha fazla hayvanı tanıyarak kendimizi yani kültürümüzü zenginleştirip, hem de vaktimizi bilgi sahibi olarak doldurmuş olacağız.

Kalıcı Bağlantı