DENİZATI
-Denizatları da en sevdiğim hayvanlardan bir diğeridir. Bu eşsiz hayvanı hep birlikte tanıyalım şimdi.-
Tüm dünyada ılıman ve tropikal sularda yaşayan denizatlarının, boyutları 16 mm. ile 35 cm. arasında değişen yaklaşık 35 türü bulunur. Günümüzde sayıları hızla azaldığından nesilleri koruma altına alınmıştır.
Denizatının başı, vücuduna dik açı ile yerleştirilmiştir. Başka hiçbir balıkta bu özelliğin bir eşine rastlamak mümkün değildir. Denizatları vücutları dik olarak yüzer, başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilirler. Ancak başlarını iki yanlarına doğru hareket ettiremezler. Bu özellik diğer canlılarda olsa görme açısından problem oluşturabilirdi. Ancak denizatlarının sahip oldukları özel vücut tasarımı sayesinde böyle bir problem hiç yaşanmaz. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız, her yöne serbestçe hareket edebilecek ve dönerek her tarafı rahatlıkla seyredebilecek şekilde yaratılmıştır. Bu yüzden kafalarını iki yana çeviremeseler de etraflarını rahatlıkla görebilirler.
Denizatlarının avlarını yutmakta kullandığı uzun bir burnu vardır. Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında gitmektedir. Denizatının uzun, kavrayıcı kuyruğu vardır, bu sayede deniz yosunu gibi desteklere sarılarak akım tarafından sürüklenmesini engeller.
Denizde dikine doğru yüzen ve yüzme konusunda pek becerikli olamayan denizatları, bu yüzden; genelde kıyı şeridinde yosunların ve diğer bitkilerin arasında yaşarlar. Denizatları ilginç bir biyolojik yapıya sahiptir: Yiyecek kaynaklarındaki geçici azalmalara ve deniz sıcaklığındaki değişimlere bedenleri kolay uyum sağlar. Denizatları küçük karides ve diğer kabuklularla beslenir. Ancak denizatları mideleri olmadığı için yiyecek depolayamazlar ve neredeyse durmadan yemek zorunda kalırlar.
Denizatlarının yüzmeleri de çok özel bir sistem sayesinde gerçekleşir. Yüzme keselerinde bulunan bir tür gazın miktarında gereken değişiklikleri yaparak suda rahatlıkla yükselip alçalırlar. Denizatı, eğer bu kesesi zarar görürse ve az miktar da olsa gaz kaybederse denizin dibine batar. Bu durum ise denizatı için ölüm demektir.
Bu canlıların en şaşırtıcı yönü ise erkekleri hamile kalan tek canlı grubu olmaları ve erkek denizatının doğum yapmasıdır. Erkek denizatı karnının alt kısmında, geniş bir keseye ve bunun üzerinde de yarığa benzer bir açıklığa sahiptir. Dişi, yumurtalarını doğrudan bu keseye yerleştirir. Erkek ise burada biriken yumurtaları döller. Dişi bir denizatı, erkeğinin kesesine bir defada 1500 yumurta bırakabilir. Ayrıca önemli bir nokta da; çiftleşmenin başarılı olması için ikisinin de aynı boyda olmasının gerektiği... Aksi halde yumurtalar dışarıya dağılabilir. Türlerine göre denizatlarının hamilelik süresi 10 gün ile 6 hafta arasında değişmektedir.
Denizatları genellikle tek eşlidir. Yani hayatları boyunca sadece tek bir eşle beraber olurlar. Birbirlerine bağlılıkları ile balıklar arasında tek eşli olarak bilinen tek örnektirler.
Denizatları dünyada çok yaygın olmalarına karşın hiçbir bölgede çok sayıda bulunmuyor. Dünya Koruma Birliği deniz atlarını ve ailesini tehlike altında olarak tanımlıyor. Çin, Endonezya ve Filipinler’de yılda yetiştirilen milyonlarca deniz atı, cinsel iktidarsızlıktan solunum yetmezliklerine kadar bir çok hastalığın geleneksel tedavisinde kullanılıyor. Ve her yıl 20 milyon denizatı bu amaçla yakalanıp satılıyor. Bunlarla birlikte hava kirliliği, kıyı seviyesinin yükseklik değişimi ve zarar verici avlanma yöntemleri, deniz atlarının yaşadıkları ve çiftleştikleri sığ kıyı sularındaki mercan kayalıklarını ve deniz yosunlarını yok ediyor.
Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan değişik türleri olan denizatları, akvaryum tutkunlarının vazgeçemediği canlı türlerinden. Kanada, Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde denizatları akvaryumda beslemek ve süs eşyası olarak kullanmak için aranıyor. Fakat bilim adamları, denizatlarının akvaryumlarda yaşayamadığını belirtiyor. Akvaryumda yaşamaları için uygun ortamın yaratılması neredeyse imkânsız olduğundan, ömürleri çok kısa oluyor. Bu narin yaratıkları, vücut yapıları parazit, bakteri ve mantarlara karşı oldukça dayanıksız olduğu için kolayca hastalanıyorlar.
Bilim adamlarının uyarılarına rağmen yapılan araştırmalar, denizatı nüfusunda ciddi bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Eğer çok sıkı tedbirler alınmazsa, ne yazık ki nesillerinin tükenebileceği bildiriliyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

