KENT PARK'TA BAHAR
Çarşı tarafından Çark Caddesine dalıp da, yaşamın bir başka aktığı trafiğe kapalı bölümünden çıkınca dümdüz devam edin yola. Giderken sağa bakın daima. Evvela okulları göreceksiniz. Abi kardeş gibi yanyanadırlar. Önceleri kucak kucağa dursalar da sonradan ayrılmıştır bahçeleri. Sonra Çark Kışlası başlar. Vatanımızı koruyan kahraman Mehmetçiklerimizin gururlu sesini duyarsınız: "Her şey vatan için." Geçerken kapıdaki nöbetçiye selam vermeyi ihmal etmeyin ama şafak sormayın. Sağınızda kışla ilerlerken, bulunduğunuz kaldırımdaki asırlık kavlanlar size eşlik edeceklerdir. Ne zaman buradan geçsem, Fatsalı halk şairi Dursun Ali Akınet'in "Kavlan Ağacı" şiiri gelir aklıma. Fatsa Atatürk Parkına yolunuz düşerse o şiiri, ulu çınarın gölgesinde yazılı bulursunuz:
" Bir sevda uğruna tutuşup yansam,
Düşlerime girsen, öyle uyansam.
Ne zaman gurbette sılayı ansam,
Aklımdan geçerdin kavlan ağacı. "
Hele de baharda geçiyorsanız oradan, akasyaların baharı çağrıştıran o muhteşem kokusu sizi sarar da mutlu, mesut hülyalara dalarsınız. Sağınızdaki avluyu kaplayan geniş yapraklı sarmaşıklar, solunuzdaki yaşlı çınarların gölgesi, bedeninizi değil ama ruhunuzu uzaklara, çok uzaklara taşır. Kışla bittiğinde yine sağda Sakarya Stadını görürsünüz. Tatangalar'ın buluşma mekânıdır orası. Her daim yanındadırlar takımlarının. Tam karşısında Vali Konağı vardır stadın. Bu sefer Vali Konağının önüne geçer, öyle devam ederiz yolumuza. Solumuzdaki Vali Konağı bittiğinde artık Kent Park'a gelmişsiniz demektir.
Parkın mütevazı girişinden girdiğinizde; yürüyüş yolunun iki yanında uzanan geniş çimenler, hava güzelse çimenlere uzanmış insanlar, ağaçların dibinde sevgililer, çocuklar; kısacası Adapazarı halkını orada bulursunuz. Sizden önce gelmişlerdir oraya. Yürüyüş yolundan devam edin. İdare amirliğini geçince hemen sağda; eski ahşap köprüleri andıran, kırmızı, genişçe bir köprü tümsek yaparak Çark deresinin üstünden atlar. Evet; hemen sağınızdan -parkın kenarından devam eden- Çark deresi akar. Köprünün tam tepesinde durup da aşağıya, dereye bakarsanız sessiz sessiz, şırıl şırıl aktığını görürsünüz. Sürekli akar, hiç durmadan. Tıpkı hayat gibi... Ne akan sular durur, ne de hayat... Akan sulara bakarken insan, hayatımızın da akıp gittiğini daha iyi anlar.
Köprüden devam edip de inersek parktan çıkmış oluruz. O yüzden ben geri dönüp, hemen Çark'ın yanından ilerleyen yürüyüş yoluna girerim. Sarı yürüyüş yolundan ilerleyince az ilerideki mini baraj ile birlikte, derenin hemen kenarında, yürüyüş yolu ile paralel uzanan ahşap yol başlar. Bu yolun kimi yerinde, yine ahşaptan çardaklar bulunur. Bu çardaklar dışa doğru (dereye doğru) çıkıntı yaparlar. Karşılıklı iki yanda oturma yerleri, tam ortalarında da çöp tenekesi bulunur. Üstü de örtülü olan bu çardaklar; sevgililerin buluşma, evlilerin bakışma, avarelerin uyuşma, çocukların oynaşma, kimilerinin de okuma mekânlarıdır. Bazen ruhum daralıp da canım sıkıldığında bu çardaklara gelir, otururum. Güneşin sevecen sıcaklığı üzerimde, baharı koklar, kuş ve çocuk seslerini dinler, derenin akışını izler ve kitap okurum. Böyle bir ortamda en iyi Sait Faik okunur, herhalde. İşte bu satırları ben, iki bin dokuz yılının Mayıs ayında, sıcak bir günde Kent Park'ta yazdım.
Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
2 yorum yazılmıştır
Yazan:Genç Edip | Tarih: 2009-06-10 20:01:10Konu: Tebrik Ve Teşekkür
Yazan:Kardeşin | Tarih: 2009-05-17 15:26:38Yazılarınız oldukça sıcak ve öz tebrikim bunun için teşekkürüm de edebiyatyurdu ismiyle yayında olan blogumda bir denememe yazdığınız tebrik için.Kaleminizin içinizdeki edebiyat dünyasını satırlara dökmeye devam etmesi dileklerimle...
İyi çalışmalar.
Konu: Kent Park'ta Bahar
Süper, süper, süper. Çok güzel yazmışsın. Açıkçası bu kadarını hiç beklemiyordum. Yürekten tebrik ediyorum seni. Yazılarının devamını bekliyorum.

